Kayseri’de Bir Gün: Bandın Altındaki Soru
Kayseri’nin sabahı her zaman biraz sert olur. Soğuk, insanın yüzüne hafifçe çarpan bir rüzgârla başlar gün. Ben 25 yaşındayım ve bu şehirde büyümüş olmanın içimde bıraktığı şey çoğu zaman alışkanlık değil, bir tür dayanıklılık oldu. Günlük tutarım. Her şeyi değil ama içime dokunan şeyleri yazarım. Bazen bir cümle, bazen yarım kalmış bir düşünce… Ama o gün yazacaklarımın bu kadar uzun olacağını bilmiyordum.
Çünkü o gün, dizimin içine yerleşen o sızıyla başladı her şey.
Sahaya Çıktığım An ve Bir Anda Değişen Her Şey
Arkadaşlarla halı sahaya gitmek benim için kaçış gibi bir şeydi. İş, hayat, düşünceler… hepsi bir kenara çekilir, sadece top kalırdı. O gün de öyleydi aslında. İlk yarı boyunca hiçbir sorun yoktu. Koşuyor, gülüyor, eski günlerdeki gibi rahat hissediyordum.
Sonra bir an oldu.
Topa hamle yaptım, ayağım kaydı ve dizimin içinde garip bir boşluk hissi oluştu. Acı hemen gelmedi. Önce sadece bir “yanlışlık” gibi hissettim. Sonra adım attıkça o yanlışlık büyüdü, sertleşti, içime doğru yayıldı.
O an oyundan çıktım. Kenara oturduğumda dizime baktım, şişmeye başlamıştı bile. İçimde garip bir panik vardı ama bunu belli etmemeye çalışıyordum. Çünkü insan bazen en çok kendi kendine güçlü görünmeye çalışır.
Ve o anda aklımdan ilk geçen cümle şuydu:
“Kinezyo Bantta ilaç var mı?”
Bu soruyu neden düşündüğümü bile bilmiyordum. Sanki çözüm oradaymış gibi. Sanki o renkli bant dizime yapışsa her şey düzelecekmiş gibi.
“Kinezyo Bantta ilaç var mı?” diye tekrar tekrar sormam
Halı saha soyunma odasında telefonumu açtım. İlk yaptığım şey Google’a bakmak oldu. Parmaklarım hızlıydı ama içim yavaştı. Sanki her saniye dizimdeki ağrı biraz daha büyüyordu.
“Kinezyo Bantta ilaç var mı?”
Bu cümleyi defalarca yazdım. Sanki cevap değişecekmiş gibi. Sanki biri bana “evet içinde sihirli bir şey var” diyecekmiş gibi.
Ama bulduğum şeyler hep aynıydı: kas desteği, dolaşım, fizik tedavi… ilaç yok diyordu çoğu yer.
O an içimde küçük bir hayal kırıklığı oluştu. Çünkü ben o bandı bir tür kurtarıcı gibi görmüştüm. Üzerine yapıştırılan bir şeyin, içimdeki hasarı onarabileceğine inanmak istemiştim.
Arkadaşım “hastaneye gidelim” dediğinde başta direnmedim. Ama içimde hâlâ şu soru dönüyordu:
“Kinezyo Bantta ilaç var mı, yoksa ben boş bir umuda mı tutunuyorum?”
Hastane Koridorlarında Beklemek
Acil servisin ışıkları her zaman biraz fazla beyazdır. İnsan kendi bedenini daha yabancı hisseder. Sıramı beklerken dizimi izledim. Şişlik daha netti artık. Dokununca acı değil ama rahatsız eden bir doluluk hissi vardı.
Doktor geldiğinde kısa bir muayene yaptı. Sonra fizik tedaviye yönlendirdi.
“Büyük ihtimalle bağ zorlanması,” dedi. “Ama net değerlendirme için bant ve destek uygulayacağız.”
İşte o an yine aynı soru içimde yükseldi ama bu kez sesli söyledim:
“Kinezyo Bantta ilaç var mı?”
Doktor bana kısa bir bakış attı. Alışık olduğu bir soruydu belki de. Hafifçe gülümsedi.
“Hayır,” dedi. “İçinde ilaç yok. Sadece cilde yapışan, esnek bir bant. Ama doğru uygulandığında vücudun kendi iyileşme sürecine yardım eder.”
O cümle biraz garip geldi bana. Çünkü ben yardım eden şeylerin genelde içinde bir şey olduğunu sanıyordum. Bir madde, bir etki, bir kimya…
Ama bu kez hiçbir şey yoktu. Sadece bant ve beden vardı.
Bant, beden ve beklentilerim
Sitemizden Önerilen: Tuzla bit pazari pazar günü açık mı ?
Fizik tedavi odasına geçtiğimde ortam daha sessizdi. Bir hemşire dizime baktı, sonra dikkatlice bandı hazırladı. O an kendimi biraz çocuk gibi hissettim. Bir şey yapılmasını bekleyen ama ne olacağını tam anlamayan bir çocuk gibi.
Bant dizime yapıştırıldığında hiçbir “büyülü” his olmadı. Ne bir sıcaklık ne bir uyuşma… sadece tenime değen elastik bir dokunuş.
İçimden geçen şey şuydu:
“Demek bu kadar basit mi?”
O an biraz hayal kırıklığı hissettim. Çünkü insan bazen karmaşık çözümler bekliyor. Acının da çözümünün büyük olması gerektiğini sanıyor. Ama burada sadece bir bant vardı.
Yine de yürümemi istedi hemşire. Kalktım. İlk adımımı attığımda dizimdeki baskının biraz azaldığını fark ettim. Bu küçük fark bile garip bir şekilde içimi rahatlattı.
Umut ile Gerçeklik Arasında
Hastaneden çıktığımda hava kararmaya başlamıştı. Kayseri’nin akşamı daha sessiz olur. Sokaklar biraz daha ağır nefes alır gibi gelir bana.
Yürürken dizimi düşünüyordum. Ağrı tamamen gitmemişti ama daha katlanılabilirdi artık. Bu bile beni şaşırtmıştı.
Ama zihnimde hâlâ o soru vardı:
“Kinezyo Bantta ilaç var mı?”
Çünkü ben hâlâ bir şeyin içine gizlenmiş bir çözüm arıyordum. Sanki görünmeyen bir güç olmalıydı. Ama yoktu.
O an fark ettim ki bazen iyileşme dediğimiz şey, dışarıdan gelen bir şey değil. İçeride başlayan bir süreç.
Bu düşünce beni hem rahatlattı hem de biraz üzdü. Çünkü dışarıdan bir çözüm beklemek daha kolaydı. İçeride olan şeyle yüzleşmek ise daha zor.
Arkadaşların bakışı ve sessiz destek
Akşam arkadaşlarım mesaj attı. “Nasıl oldu?” diye sordular. Basit cevaplar verdim ama içimdeki karmaşayı anlatmadım.
Çünkü herkesin anlayacağı bir şey değildi belki de. Bir bandın içinde ilaç aramak gibi bir düşünceyi kim ne kadar ciddiye alabilirdi ki?
Ama yine de onların varlığı iyi geldi. Bazen sadece birinin “geçmiş olsun” demesi bile insanın içindeki yükü hafifletiyor.
Liliapp olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Kinezyo Bantta ilaç var mı” konusunda daha fazlası için takipte kalın!
Gece ve Günlüğüm
Gece eve geldiğimde dizim hâlâ hafif sızlıyordu. Odaya girip yatağa oturdum ve günlüğümü açtım. Sayfalar arasında biraz duraksadım. Sonra yazmaya başladım.
Bugün yaşadıklarımı anlatırken en çok o soruya takıldım:
“Kinezyo Bantta ilaç var mı?”
Bu soruyu yazarken artık cevabını biliyordum ama yine de içimde bir yer hâlâ sormak istiyordu. Çünkü insan bazen gerçeği bilse bile umudu bırakmak istemiyor.
Günlüğüme şunu yazdım:
Bugün anladım ki bazı şeyler sandığım gibi değil. Bantların içinde ilaç yokmuş. Ama belki de en önemlisi bu değilmiş. Belki de önemli olan, bedenin kendi gücüne inanmakmış. Bu bana hem garip bir huzur verdi hem de biraz yalnız hissettirdi.
Çünkü insan kendi iyileşmesini kendi taşıyınca, yük de onun oluyor.
Kendi iç sesimle baş başa kalmak
Yatağa uzandığımda dizimdeki bandı hissettim. Sanki artık onunla birlikte hareket ediyordum. O bana destek olmuyor gibi değildi. Ama içinde hiçbir şey olmadığını bilmek, bana garip bir gerçeklik hissi veriyordu.
Yine de düşündüm.
Belki de bazı şeylerin içinde ilaç olmaması gerekiyordu. Belki de iyileşme, dışarıdan bir kimyaya değil, içerideki sabra bağlıydı.
O gece uykuya dalarken son kez aklımdan geçti:
“Kinezyo Bantta ilaç var mı?”
Ve bu kez cevap aramıyordum. Sadece sorunun kendisiyle kalmak istiyordum.