İçeriğe geç

İltizam ne demek din ?

İltizam Ne Demek Din? Geçmişi, Bugünü ve Anlamı Üzerine Bir Düşünce

İltizam kelimesi, kulağa biraz eski, tarihi bir terim gibi geliyor, değil mi? Ama aslında modern dünyada da izleri var. Belki de hepimizin hayatında gizlice bir yer edinmiştir. Özellikle dinî anlamda iltizam nedir, ne anlama gelir diye düşündüğümde, aklıma geçmişin derinliklerinden gelen bir kavram yerleşiyor. Bu yazıyı yazarken, gündelik hayatta karşımıza çıkan bazı küçük şeylerle de bağdaştırarak, iltizamı daha derinlemesine anlamaya çalışacağım. Hadi, birlikte keşfe çıkalım.

İltizam: Temel Anlamı ve Kökeni

İltizam kelimesi, Arapçadaki “iltizam” kökünden gelir ve “kararlı bir şekilde, bağlılıkla bir şeyi kabul etme” anlamına gelir. Daha doğrusu, bir konuda taahhütte bulunma, bir sorumluluğu üstlenme anlamını taşır. Yani aslında iltizam, bir yükümlülüğü kabul etme ve buna sadık kalma sürecidir. Dinî bağlamda ise, kişinin dini vecibelerini yerine getirmeye kararlı bir şekilde, içten bir bağlılıkla yaklaşması anlamında kullanılır.

Bana hep böyle gelir; din, çok katmanlı ve bazen çok karmaşık bir olgu. Birçok insan dinî vecibeleri yerine getirirken, aslında sadece dışsal bir zorunluluğu yerine getiriyor gibi hissedebilir. Ancak iltizam, bu yükümlülüğün, bir tür içsel kararlılıkla yapılması gerektiğini hatırlatır. Yani, sadece fiziksel bir hareket değil, ruhsal bir bağlılık da gereklidir. Gerçekten de, günümüzde birçoğumuz için “dinî sorumluluk” bazen bir alışkanlık haline gelir. Ama iltizam, buna bir anlam katmaya çalışır.

İltizamın Tarihi ve Dinî Rolü

Biraz geçmişe dönelim. Osmanlı İmparatorluğu’nda, iltizam genellikle vergi toplama ve devletin gelirlerini yönetme anlamında kullanılırdı. Ancak burada iltizamın bir anlamı daha vardı: Birine verilen bir yetki, ona yalnızca maddi bir sorumluluk yüklemekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal bir görev de verirdi. Yani, iltizam sadece bir devlet işlevi değil, aynı zamanda toplumun düzenini sağlama konusunda bir sorumluluktu. Bu anlamda bakıldığında, iltizam dinî hayatla da örtüşüyordu: Kişinin yerine getirmesi gereken sorumluluklar vardı ve bu sorumluluklar sadece dünyevi değil, manevi boyutu da kapsıyordu.

Bugün, bu eski anlamların pek çoğu modern hayatta kaybolmuş gibi görünebilir. Ama hâlâ bir şeyler var. Bu sorumluluklar ve yükümlülükler, aslında tüm dinî yaşamda bir denetim ve içsel bir sorumluluk duygusunu barındırır. Yani, iltizamın bugünkü anlamı da aslında geçmişin izlerini taşır; bir şeyi yapma sorumluluğunun, bir taahhüdün yerine getirilmesi gerektiğini hatırlatır.

İltizamın Günümüz Dinî Yaşamındaki Yeri

Günümüzde, iltizam kavramı, dini hayatın bir parçası olarak daha çok bireysel bir bağlılık anlamında karşımıza çıkar. Birçoğumuz, günlük hayatın koşuşturmacasında dini vecibelerimizi yerine getirirken, aslında bazen “yapıyorum” demekten öteye gitmiyoruz. Mesela sabah namazını kılarken, bazen sadece bir alışkanlık olarak kılabiliyoruz. İçsel bir bağlılık ve kararlılık eksik olabilir. Ama işte burada iltizam devreye girer: Eğer sadece mecaz anlamda değil, gerçek anlamda bağlılıkla yerine getiriyorsak o zaman bu, tam anlamıyla bir iltizam olur. Yani, iltizam sadece bir zorunluluk değil, bir gönül işidir.

Bir diğer taraftan, çevremizde, dinî vecibeleri yerine getiren insanlar arasında bazen bu kavramın gerekliliği tartışılır. Birçok kişi, dini vecibeleri yerine getirmenin, bir tür alışkanlık haline geldiğini söyler. Ama içimdeki ses, “Acaba gerçekten içten yapıyor muyuz?” diye soruyor. Dinî bir vecibe yerine getirilirken, içsel bir kararlılık ve huzur da olmalı. İltizam, sadece fiziksel olarak bir şeyleri yapmak değil, bunu içtenlikle yapabilmektir.

İltizam ve Gelecek: Dinî Yaşamda Nasıl Bir Yeri Olacak?

İltizamın gelecekteki rolü konusunda da düşündüğümde, hepimizin kendini yeniden sorgulaması gerektiğini hissediyorum. Dünyamız hızla değişiyor, teknoloji, iş hayatı, sosyal yaşam derken zaman hızla geçiyor. Dinî yaşantımız da bu değişimlerden nasibini alıyor. İnsanlar, bir noktada içsel bağlılıklarını kaybetmeye başlayabilirler mi? Hızlı bir yaşam tarzı, dini vecibeleri yerine getirmenin ötesine geçmek, onları sadece fiziksel bir hareket olarak görmek anlamına gelebilir. Bu noktada iltizam, bir uyarı gibi olacak: Gerçekten içten ve gönülden bağlılık, hepimizin karşılaştığı zorluklara rağmen önemli bir yer tutmalı.

Belki de iltizam, 21. yüzyılda bizim için, dini yaşamı modern dünyada anlamlı kılmak adına yeni bir yönü temsil eder. İçsel bağlılıkla, taahhütlerimizi yerine getirebildiğimizde, aslında toplumsal düzene de katkıda bulunmuş oluruz. Çünkü sadece kendi ruhsal dünyamız değil, çevremiz de etkilenir. İçsel huzurun, toplumsal huzura nasıl katkıda bulunduğunu, aslında bireysel bir bağlılıkla daha derinlemesine anlayabiliriz.

Sonuç Olarak

İltizam, bir kelime gibi basit görünse de, aslında dinî yaşamın derinliklerine inen, içsel bir bağlılık gerektiren bir kavramdır. Hem geçmişteki hem de bugünkü anlamlarıyla, iltizam, dinî sorumluluklarımızı yerine getirirken sadece fiziksel bir çaba değil, ruhsal bir taahhüdü de ifade eder. Ve belki de, gelecekte bu kavram, bize, dinî sorumluluklarımızı yerine getirirken içsel huzuru da bulmamızı hatırlatacaktır. Kısacası, iltizam, sadece bir kelime değil, aynı zamanda yaşadıkça öğrenilen bir hayat tarzıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
hiltonbet güncel