“Varoşlar neresi” konusu son dönemde oldukça merak ediliyor. Biz de sizler için detaylı bir içerik hazırladık.
“Varoşlar neresi” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Liliapp olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.
Varoşlar neresi? diye soranlara İzmir’den kısa bir gerçeklik ve bol kahkahalı cevap
Bunu ilk kez biri bana sorduğunda Karşıyaka vapurunda simit yiyordum. Denizin üstünde martılar bağırıyor, çay ucuz değil ama yine de “bir kere yaşıyoruz” diyerek almışım. Telefon titredi, mesaj geldi:
“Varoşlar neresi?”
Cevap yazmadan önce bir 10 saniye düşündüm. Çünkü bu soru, Google’a yazıp ilk çıkan sonucu okumalık bir soru değil. Bu soru biraz çocukluk anısı, biraz mahalle bakkalı, biraz da “biz neredeyiz abi?” sorusu.
Sonra kendi kendime dedim ki:
“Bunu düzgün anlatırsan aslında herkes biraz kendi varoşunu bulur.”
Varoşlar neresi? sorusunun tek bir cevabı yok
İşin komik yanı şu: Varoşlar neresi? diye soranların çoğu haritada bir yer arıyor. Ama mesele harita değil.
İzmir’de büyümüş biri olarak şunu çok net söyleyebilirim: varoş dediğin şey bazen şehrin ucundaki apartmanlar, bazen de şehir merkezindeki en pahalı cafede hesabı görünce içinden geçen “ben burada ne yapıyorum?” hissi.
Yani varoş sadece bir yer değil, bazen bir ruh hali.
Mesela:
3 kişi aynı simidi paylaşıyorsan
Dolmuşta “bir durak sonra inecem abi” deyip 5 durak gidiyorsan
Markette poşet parası vermemek için ürünü cebine koyup “elimde taşırım” diyorsan
İşte o an küçük bir varoş evrenine giriş yapmış oluyorsun.
İzmir’de varoş denen şeyin gerçek hayatla çarpışması
İzmir’de yaşıyorsan zaten hayatın yarısı sahilde “cool” takılmak, diğer yarısı ise evde “bugün de harcama yapmasak mı?” diye düşünmekle geçiyor.
Bir gün arkadaşla Buca’da yürürken konuşuyoruz:
— “Kanka varoşlar neresi sence?”
— “Bilmiyorum ama şu an içindeyiz gibi hissediyorum.”
— “Neye göre?”
— “Kardeşim, üçümüz de tek kahve içiyoruz ve sırayla içiyoruz…”
Haklıydı.
Çünkü bazen varoşluk dediğin şey, ekonomik durumdan çok “paylaşım ekonomisi” oluyor. Bir hamburgeri dört kişi bölüyorsan, orada biraz sistemsel bir şeyler dönüyor zaten.
Ama şunu da söylemek lazım: Bu durum kötü bir şey değil. Aksine çok insani.
Mahalle kültürü: gerçek varoşun kalbi
Varoşlar neresi? sorusunu gerçekten anlamak istiyorsan, mahalleye bakacaksın.
Benim çocukluğumda sokakta top oynarken iki şey kesin olurdu:
1. Top ya araba altına kaçar
2. Bir teyze camdan “yeter artık!” diye bağırır
Ama aynı teyze, 10 dakika sonra balkondan “aç mısınız çocuklar?” diye ekmek arası yapıp aşağıya atardı.
İşte bu çelişki varoşun kalbi.
Bir yandan sert, bir yandan inanılmaz sıcak.
Şimdi dönüp bakınca şunu düşünüyorum:
“Biz aslında mahallede büyürken sosyoloji okumuşuz da haberimiz yokmuş.”
Çocuklukta varoşluk algısı
Çocukken varoş diye bir kelime bile bilmezsin. Ama hissedersin.
Mesela:
Asansör sürekli bozuksa
İnternet kafede saat 1 liraysa
Sokakta herkes birbirini tanıyorsa
Sen orada “ben neredeyim?” diye değil, “ben buraya aitim” diye düşünürsün.
İşin garibi, büyüyünce o “aitlik” hissini pahalı kafelerde bulamazsın.
Şehir merkezine gidince yaşanan kimlik krizi
Bir gün Alsancak’ta oturuyorum. Kafede latte sipariş ettim. Garson getirdi, yanında minicik su ve yanında minicik bir kendine güven eksikliği.
Telefonuma baktım, mesaj:
“Varoşlar neresi?”
Tam o an etrafa baktım. Herkes çok düzgün, herkes çok sessiz, herkes çok… fazla “bilen” gibi.
Ben ise içimden şunu dedim:
“Burada biri yanlışlıkla yüksek sesle gülerse sistem çöker.”
O an fark ettim ki varoş dediğimiz şey sadece mekân değil, bir rahatlık hali.
Çünkü varoşlukta kimse “çok doğru davranıyorum mu?” diye düşünmez. Herkes biraz savruk ama gerçek.
Varoşlar neresi? aslında biraz da senin nerede rahat ettiğin
Biraz iddialı bir cümle olacak ama gerçek:
Varoşlar neresi? sorusunun cevabı, nerede kendin gibi olabildiğinle ilgili.
Mesela:
Kravat takınca rahatsız oluyorsan
Sessiz bir ortamda bile içinden şarkı söylüyorsan
Ciddiyet artınca kaçacak yer arıyorsan
Senin varoşun aslında “rahatlık alanın”.
Arkadaş grubumda biri var, çok ciddi işlerde çalışıyor. Ama toplanınca bir anda:
— “Kanka ben bugün full varoş moddayım” deyip
— Sandalyeye ters oturup
— Çayı karıştırırken bile espri yapıyor
İşte o an anlıyorsun: mesele semt değil, enerji.
Gündelik hayatın içinden varoş sahneleri
Geçen gün marketteyim. Kasada sıra var. Önümdeki abi:
— “Kardeş şu poşeti de alayım ama param yoksa iptal ederiz”
Kasiyer bakıyor, ben bakıyorum, poşet bakıyor.
O an içimden dedim ki:
“Varoşlar neresi? İşte burası olabilir.”
Ama sonra düşündüm, bu aslında Türkiye’nin ortak sahnesi. Hepimizin küçük hayatta kalma tiyatrosu.
Bir başka sahne:
Dolmuşta biri telefonla konuşuyor:
— “Abi ben geliyorum ama 5 dakikaya değil, 15 dakikaya da değil… ortası bir şey.”
Bu bile başlı başına bir felsefe.
İç sesin varoş versiyonu
İç ses bazen şöyle olur:
“Bugün harcama yapma.”
“Tamam.”
“Ama o kahve çok iyi görünüyor.”
“Bir kere yaşıyoruz.”
“Geçen hafta da aynı şeyi dedin.”
“Geçen hafta ben değildim.”
İşte bu iç tartışma bile kendi içinde küçük bir mahalle kavgası gibi.
Varoşlukla dalga geçmek değil, onu anlamak
Burada ince bir çizgi var.
Varoşlar neresi? diye sorarken aslında kimseyi küçümsemek değil mesele. Tam tersi, hayatın gerçek tarafını görmek.
Çünkü hayatın çoğu:
abartısız
gösterişsiz
ama inanılmaz gerçek
Bir gün fark ettim ki en samimi kahkahalarım hep “çok planlanmamış” anlarda geliyor.
Mesela:
Arkadaşla yürürken biri düşüyor ama “ben düştüm ama planlıydı” diyor.
İşte o an gülüyorsun çünkü hayat filtrelenmemiş.
İzmir’in kendi varoş ritmi
İzmir’de varoşluk dediğin şey bile yumuşaktır.
Bir yanda deniz, bir yanda çay bahçesi, bir yanda “abi bir çay daha alalım mı?” döngüsü.
Burada hayat çok sert değil ama çok da planlı değil.
Mesela vapurda herkes bir noktaya bakar. Kimse kimseyi rahatsız etmez ama herkes birbirinin hikayesini az çok bilir.
Bu bile başlı başına bir sosyoloji.
Son düşünce: varoşlar neresi? sorusu neden bu kadar büyüyor
Çünkü insanlar aslında şunu soruyor:
“Ben nereye aitim?”
Ve bu soru bazen coğrafya ile değil, his ile cevaplanıyor.
Bazen en pahalı yerde bile kendini yabancı hissedersin.
Bazen en basit sokakta “buradayım” dersin.
Ve belki de en doğru cevap şu:
Varoşlar neresi?
Bazen eve giden en kısa yol.
Bazen kahkahaların en yüksek olduğu masa.
Bazen de kimsenin seni “fazla düzgün” olmaya zorlamadığı yer.