Göl Olur Anlamı Nedir? Hayatın Derinliklerinden Bir Yolculuk
Bazı deyimler var, değil mi? İnsanlar bir şey söyler, sen de anlamaya çalışırken birden kafan karışır: “Bu ne ya?” İşte o deyimlerden biri de “Göl olur” deyimi. İzmir’de, en azından benim yaşadığım çevrede, “göl olur” lafını duymayan yoktur. Ama ne demek bu “göl olur” ya? Hayatımda ilk kez bu kelimeyi duyduğumda, ormanlık bir alanda yolculuk yapıyordum, tek başıma… Haa, yani harita falan da kullanmıyordum. Arada, “Burası hangi bölge?” diye bakıp, “göl olur” diyerek yolları mı bulacağım diye düşündüm. Neyse, bu kadar da dramatize etmeyelim!
Tabii, hemen çözemedim. O kadar da düşünmedim aslında ama aklımda deli sorular vardı: “Göl olur” demek neyi anlatıyor? Bir de bu deyimi ilk duyduğumda aklıma hemen şu geldi: “Göl olur, tamam da; bu denizde olsan ne olacak?” Tıpkı bazen insanlar bir şey anlatırken, aslında anlatmaya çalıştığı şeyin başka bir şey olması gibi. Ama işte, hayat böyle bir şey; biz de ‘göl olur’ derken, genellikle ‘göl gibi olmak’ isteyen insanlar bir tür sessiz feryat gibiyiz. Peki, neden?”
Göl Olur: Sözün Özünü Çözmek
“Göl olur” deyimi, aslında her durumda karşınıza çıkmayan bir şeydir. Herkesin bildiği ama kimsenin tam olarak ne demek olduğunu açıklayamadığı o “derin” sözlerden biridir. “Hah, bu da neydi şimdi?” demenizi beklemedim, çünkü bu deyimi ilk kez duyduğumda ben de bu şekilde sorgulamıştım. Şimdi, hadi gelin biraz daha dikkatli düşünelim. Göl, yalnızca suyun yansıması değil mi? Her şeyin bir izdüşümü, bir benzeri. O zaman, birine “göl olur” dediğinizde aslında ne demek istiyorsunuz? Her şeyin dışa yansıyan hali gibi bir şey; bir durumda aslında işin özü suyun altındaki yansımasında saklı. Sadece denizin ve gölün arasındaki farkı anlamak yetmiyor, bir de derinlere inmek gerekiyor.
Bir Göl Olur, Gerçekten Mi?
Bazen kendimizi göl gibi hissettiğimiz zamanlar oluyor. Yani sığ sığ yüzüyoruz ama derinlikler bambaşka bir dünyaya açılıyor. Göl olur deyince, çoğumuz “hmm, sakin ve derin bir şey” diyoruz ama o an, sadece suyun üzerinde gezdiğimizi fark etmiyoruz. Mesela geçen gün arkadaşım Ahmet’le bir kafede oturuyoruz. Şimdi Ahmet, hayatını gereksiz şekilde kafasında kurduğu şüphelerle geçiren bir tiptir. Ve birden beni yakaladı: “Ya, Rıza, göl olur nedir ya? Ne demek?” diye sordu. Beni işte böyle anlarda test ediyorlar.
“Vallahi Ahmet, o kadar da derin şeylere inmeyelim” dedim, “Yani bu, bildiğin suyun durgunluğudur. Derin bir şey arama, ama bazen öyle sessiz sakin bir ortamda takılmak daha sağlıklıdır.”
O kadar karmaşık bir açıklama yapmadım, aslında. Ama sonra düşündüm, evet, insanlar bazen gerçekten göl olur. Dışarıda sessiz ama içeriye baktığında, bir şeyler dönüyordur, kim bilir. Mesela iş yerinde bazen birisi bana “Rıza, sen çok sakin bir insansın, ama ne düşündüğünü bilmiyorum” dediğinde, aslında “göl olur” oluyorum. Ama “Göl olur” olmanın kötü bir şey olmadığını da unutmayın. Hem ne demişler, derin göllerde kaybolan balıklar da vardır. Ama bir insan, kaybolmayı istemediği sürece, içindeki duyguları dışa vurmasa da yüzeyde kalmayı tercih eder.
Göl Olur ve Hayatın Derinliklerine Yolculuk
Bir insanın “göl olur” demesi, bence biraz da onun hayata olan bakış açısıyla ilgilidir. Mesela, kendini dış dünyaya göstermeyen insanlar var ya; işte onlar, adeta göl gibi sessizdir. Etraflarına yansıttıkları şey, o kadar basit ve anlaşılır gibi görünse de, aslında bir okyanusun derinliklerinde keşfedilmesi gereken binlerce şey barındırır. “Göl olur” derken, bunun anlamı, bazen dışarıdan bakıldığında basit görünse de içsel dünyanızı anlamanın o kadar da kolay olmadığını anlatmak. İnsanlar, bir şekilde kaybolmuşluklarını ya da kaybolma ihtimallerini seviyorlar. Tıpkı gölün derinliklerinde kaybolan balıklar gibi.
Yani, işte bu kadar basit ve aynı zamanda karmaşık bir deyim! “Göl olur” diyerek dışarıya yansıttığınız şeyin derinliklerinde çok başka anlamlar olabilir. Bazen bana “Rıza, niye bu kadar sessizsin, bir şey mi oldu?” diye soruyorlar. “Hayır, hiçbir şey olmadı” diyorum. Hâlâ biraz göl oluyorum aslında. Ama unutmayın, göl olmak da kötü bir şey değil. Bazen en derin sohbetleri de sessizlik içinde yaparsınız.
Sosyal Hayatta Göl Olmak: Bir İroni
Bir yandan sosyal hayatımıza bakınca, insanlar ne kadar da yüksek sesle konuşuyorlar, değil mi? Mesela, ben bir partiye gittim geçen akşam. Orada öyle bir kalabalık vardı ki, birileri hep kendini göstermeye çalışıyordu. Sadece sesler değil, bakışlar bile bir yarıştı. Ama bir an, bir köşede yalnız başıma oturup sadece çevremi izlerken, aslında hiç de kötü hissetmedim. O an, kendimi tam olarak göl gibi hissettim. İnsanlar yüksek sesle bağırırken, ben sessizce oradaydım. Ama içimden bir fırtına geçiyordu. Kimse fark etmiyordu ama ben kendi küçük dünyamda dönüp duruyordum.
Ve bu, bence “göl olur” deyiminin en iyi örneğiydi. Hayatın bazen gölde gibi sessiz ve derin olması da önemli. Çünkü bazen sessizlik içinde bir sürü şey var. Ama her zaman dışarıya yansıyanla kalmayın; bazen bir gölde kaybolun, derinliklerine dalın.
Sonuç Olarak: Göl Olur, Ama Neden?
Sonuçta, “Göl olur” demek, sadece bir deyim değil, bence bir yaşam biçimi. Bazen dışarıya gösterdiğimiz şeyle içimizdeki dünya arasında büyük farklar olabilir. Hayatın derinliklerine dalmak, bazen görmemek, bazen kaybolmak demektir. Ama her kaybolan, sonunda bir şekilde yüzeye çıkar. Göl olmak demek, aslında sessizce, derinlerde var olabilmeyi başarmaktır. Yani, bir dahaki sefere birisi “Göl olur” dediğinde, hadi hep birlikte derinlere dalalım. Kim bilir, belki orada bize ait bir şeyler keşfederiz.